Türk savunma sanayiinin geleceği 2026 yılında şekilleniyor! KAAN, KIZILELMA, ANKA-3 gibi yerli ve milli hava platformları, gökyüzündeki yerini almaya hazırlanırken, Türk Hava Kuvvetleri’nin gücüne güç katacak. Uzman Ahmet Alemdar’dan bu çığır açan projelerin detaylarını öğreniyoruz.
Geçtiğimiz çeyrek asır, Türk savunma sanayii için adeta bir altın çağın habercisi oldu. İmkansız denilen pek çok projenin hayata geçmesiyle, Türkiye kendi hava araçlarını üreten, hatta dünyaya ihraç eden sayılı ülkeler arasına girdi. Bu destansı yolculuğun en kritik duraklarından biri ise 2026 yılı olacak gibi görünüyor.
Bundan 20 yıl önce Türkiye’nin kendi hava araçlarını üreteceği söylense, buna belki de sadece düşperestler inanırdı. Ancak bugün gelinen noktada, Türkiye sadece kendi kanatlarını inşa etmekle kalmadı; bu kanatları NATO ve AB üyelerinden, dünyanın dört bir yanındaki stratejik ortaklarına kadar uzanan geniş bir coğrafyaya satmayı da başardı. Bu, sadece mühendislik değil, aynı zamanda diplomatik bir zaferin de göstergesi.
Savunma sanayii araştırmacısı Ahmet Alemdar, Türk havacılığının eşiğinde durduğu bu kritik dönemi “çekilen onca zahmetin meyvelerini toplama zamanı” olarak tanımlıyor. Alemdar’a göre 2026, hem geliştirme faaliyetlerinin doruk noktasına ulaştığı hem de seri üretim ve teslimatların başladığı, hatta dünya havacılık tarihine geçecek uygulamaların görülebileceği bir yıl olacak.
Peki, bu yıl bizi göklerde neler bekliyor? KAAN’ın nefes kesen gelişim süreçleri, KIZILELMA ile ANKA-3’ün envantere girişi, HÜRJET ve HÜRKUŞ’taki son gelişmeler, havacılık meraklılarının ve uzmanların gündemini meşgul eden başlıca sorular arasında.
Türk savunma sanayiinin zirve projesi, milli savaş uçağımız KAAN için 2026 yılı, tam anlamıyla bir dönüm noktası. Alemdar’ın belirttiğine göre, bu yıl içinde yenilenen prototiplerin üretimi tamamlanacak. İlk prototiplerden en az birinin Haziran 2026‘ya kadar ilk uçuşunu gerçekleştirmesi beklenirken, diğer iki prototip de aynı yıl içinde “Gök Vatan” ile buluşacak. Türk Hava Kuvvetleri‘ne 2029‘da teslimatı beklenen KAAN için 2026, adeta bir maratonun en kritik etabı olacak.
TUSAŞ imzalı bir diğer çığır açan proje olan ANKA-3‘te ise seri üretim hazırlıklarında sona gelindi. Alemdar, bu yıl içinde Türk Hava Kuvvetleri‘ne ANKA-3 teslimatlarının başlayabileceğini vurguluyor. Uçan kanat formundaki, jet motorlu ve stealth (hayalet) karakteristiğine sahip bu insansız hava aracı, Kuvvet’in envanterine bambaşka bir boyut katacak. Uzmanlar, ANKA-3 için yüksek adetlerde sipariş bekliyor.
Bu tablonun bir diğer yıldızı ise BAYKAR‘ın gözbebeği, insansız savaş uçağı KIZILELMA. Ahmet Alemdar, KIZILELMA’nın da 2026‘da envantere girmesinin beklendiğine işaret ediyor. Bu, Türk ordusunda insansız savaş uçağı konseptinin fiilen operasyonel hale geldiği yıl olması açısından tarihi bir önem taşıyor. Gökyüzündeki kuvvet çarpanı misyonuyla KIZILELMA, geleceğin harp konseptlerine yön verecek.
TUSAŞ‘ın geliştirdiği HÜRKUŞ projesi, ilk fazının ardından HÜRKUŞ-2 adıyla daha nitelikli bir evrime uğradı. Alemdar, Türk Hava Kuvvetleri’nin de alım süreçlerinde bu yeni, geliştirilmiş versiyonu tercih edeceğini belirtiyor. İlk fazda üretilen HÜRKUŞ’lar ise farklı kullanıcılara ihraç edilerek küresel bir başarıya imza attı.
Türkiye’nin ilk insanlı jet motorlu savaş uçağı olan HÜRJET‘te ise “son düzlük testleri” tüm hızıyla devam ediyor. Ahmet Alemdar’ın HÜRJET hakkındaki görüşleri oldukça net:
“İspanya‘ya ihracat başarısı da yakalayan HÜRJET‘in ilk kullanıcısı Türk Hava Kuvvetleri olacak. TUSAŞ’ın seri üretime başladığı bu süreç sonunda HÜRJET, kritik bir alanda dışa bağımlılığı tamamen sona erdirecek. 2026‘da öncü seri üretim HÜRJET’lerin testlerin ardından en geç 2027‘de Türk Hava Kuvvetleri’ne teslim edilmesini bekliyoruz.
Daha sonraki süreçte HÜRJET’in farklı versiyonlarıyla ilgili heyecan verici haberler duyacağız. Özellikle Milli Uçak Gemisi‘ne iniş-kalkış yapabilecek bir HÜRJET fikri, üzerinde durulan önemli bir konu. Bu alanda 2026‘nın oldukça hareketli geçeceği kanısındayım.”
2026‘da gözümüzün üzerinde olacağı bir diğer stratejik proje ise Türkiye’nin en kapsamlı havacılık modernizasyonlarından biri kabul edilen ÖZGÜR. Bu proje, mevcut F-16 savaş uçaklarımızın aviyonik ve yapısal olarak günün harp şartlarına milli imkanlarla hazırlanmasını hedefliyor. Özgür-I ile F-16 Block 30 düzeyindeki uçaklar, Özgür-II ile de F-16 Block 40-50 dahil farklı nitelikteki uçaklar milli dokunuşlarla güçlenecek.
TUSAŞ‘ın ana yüklenici olduğu bu vizyoner projede, AESA radarından T-Link’e kadar çeşitli milli kabiliyetlerin F-16’lar üzerinden olgunlaştığını göreceğiz. Bu, sadece uçakları modernize etmekle kalmayacak, aynı zamanda yeni nesil milli sistemlerimizin test ve olgunlaşma platformu olma özelliğini de taşıyacak.
Tüm bu milli platform atılımlarının yanı sıra, dış tedariklerle de desteklenen bir Türk Hava Kuvvetleri vizyonu var. Ahmet Alemdar, Typhoon savaş uçaklarının da bu tabloya eklenmesi gerektiğini belirtiyor. Alemdar’a göre, tüm bu gelişmelerin sonunda Türk Hava Kuvvetleri, yakın geçmişe oranla çok ciddi bir sıçrama yapacak. Böylece hem nicelik hem de nitelik açısından benzersiz bir güç projeksiyonuna sahip olacak.
Kısacası, 2026, Türk Hava Kuvvetleri’nin ve dolayısıyla Türkiye’nin hava gücünün, dünya sahnesinde çok daha iddialı bir konuma yükseldiği, tarihi bir yıl olarak hafızalara kazınacak.
Konyapress.com - Tarafsız konya haberleri, Konya il ve ilçe haberleri
Yorum Yap