Asrın felaketinde ağır yara alan Antakya, kalbi Habib-i Neccar Camii’nin küllerinden doğuşuna tanıklık ediyor. Depremin izlerini silen bu kutsal mekanın yeniden ibadete açılması, tüm şehir için bir umut ve diriliş müjdesi oldu.
6 Şubat 2023’te yaşanan asrın felaketi, üç semavi dinin kesişim noktası kadim şehir Hatay’ı derinden yaraladı. Binlerce canın yitip gittiği bu acı tabloda, şehir sadece evlerini değil, tarihini ve hafızasını da kaybetme tehlikesiyle yüzleşti. Antakya’nın ruhu, Anadolu’nun ilk camisi olma şerefine nail olan Habib-i Neccar Camii de depremin yıkıcı gücüne dayanamayarak adeta küle döndü.
Yasin Suresi’nde müjdelenen Habib-i Neccar Hazretleri’nin, caminin dört metre altındaki nurlu türbesi bile enkaz yığınları arasında sessizliğe bürünmüştü. Bu kayıp, Antakyalılar için sadece bir ibadethane yıkımından çok daha fazlasıydı; şehrin atan kalbinin durması gibiydi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın titiz koordinasyonuyla başlatılan ‘Asrın İnşa Seferberliği’, Hatay’a yeniden nefes aldırdı. Kent genelinde 153 bin 755 konut ve iş yerinin yükselişinin yanı sıra, Antakya’nın sembol yapıları da bu büyük dönüşümün parçası oldu. Habib-i Neccar Camii, Tarihi Uzun Çarşı, Hükümet Konağı ve Tarihi Meclis binası gibi şehrin hafızası olan yapılar, özenle yeniden inşa edildi.
Habib-i Neccar Camii’nin yeniden ayağa kaldırılması görevi, Hz. Mevlana’nın manevi mirasını taşıyan Konya’ya düştü. Konya Büyükşehir Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile el ele vererek, bu kutsal mabedin restorasyonuna adeta bir sevda ile başladı. Deprem enkazından tek tek toplanan taşlar, caminin her bir metrekaresinde büyük bir titizlikle, aslına uygun olarak işlendi. Caminin her köşesi, ince işçiliğin nakış nakış dokunduğu, tarihe saygının en güzel örneklerinden biri oldu.
Depremin üzerinden 1055 gün geçti ve takvimler 27 Aralık 2025’i gösterdiğinde, Habib-i Neccar Camii, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı Cuma namazıyla yeniden müminlerin dualarına ev sahipliği yaptı. Bu an, sadece bir ibadethanenin açılışı değil, Antakya’nın yeniden doğuşunun tesciliydi.
O zorlu günlerden bu kutlu ana uzanan süreci en içten sözlerle anlatan isimlerden biri de, camide tam 28 yıldır görev yapan ve kendisi de Antakyalı olan 56 yaşındaki İmam Fethullah Uğraş oldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İmam Uğraş’ın o sarsıcı sözlerini, “Evimi değil, camimi merak ettim” diye alıntılayarak sosyal medya hesabından paylaştı.
Bakan Kurum, duygularını şöyle dile getirdi: “Çünkü Habib-i Neccar Antakya’nın kalbiydi. Çok şükür yeniden ibadete açıldı. Hatıralar, dualar ve umutlar eskisi gibi yine bu kubbenin altında buluşuyor.” Bu sözler, sadece bir bakanın değil, bir şehrin acısını ve umudunu yüreğinde taşıyan her Antakyalının sesi oldu.
Antakya’nın kalbiyle birlikte yara alan isimlerden biri de, Cebrail Mahallesi’ndeki evi yıkılan ve eşiyle birlikte 5 saat enkazda yaşam mücadelesi veren İmam Fethullah Uğraş’tı. Memleketi Akçaova Köyü’nde tam 38 yakınını yitiren Uğraş, Ankara’daki tedavi sürecinin ardından Antakya’ya geri dönme azmini hiç kaybetmedi ve yürek burkan hikayesini şu sözlerle paylaştı:
“Hatay’da 1200 imamdan biriyim ve 37 yıldır bu mukaddes görevi ifa ediyorum. Ama beni diğerlerinden ayıran, Habib-i Neccar Hazretleri’nin gölgesinde hizmet etme şerefine erişmem. Anadolu’da inşa edilen ilk cami burası. Adına yapılan bu zat, Kur’an’da övülmüş, Peygamber Efendimiz’in hadislerinde anılmış müstesna bir şahsiyet. Hatay’ın en değerli varlığı, Habib-i Neccar Hazretleri ve O’nun camiidir. Bu yüzden, en kıymetli varlığımızı kaybetmiş olmanın derin hüznünü yaşadık.”
Caminin enkazını gördüğü ilk anı, derin bir kederle hatırlayan Uğraş, o günleri şöyle tasvir etti:
“Bir insanın dışarıdan gelip evinin yerle bir olduğunu gördüğünde neler hissedebileceğini tahmin edersiniz. Biz Antakyalılar için Habib-i Neccar Camii’nin enkazını görmek, tarifi imkansız bir acıydı. Kendi evim de yıkıldı ama inanın ki, camimi daha çok merak ettim. Eğer Antakya’yı bir insana benzetirsek, Habib-i Neccar Hazretleri o insanın kalbidir. Cami enkazını görenler, adeta kalbi durmuş bir insan gördüler. Şimdi ise camiyi ayakta görenler, yeniden hayata dönmüş bir bedeni görüyorlar.”
Ankara’daki tedavi sürecinde bile Antakya’ya dönme umudunu taze tutan Uğraş, o günlerde bir muhabire verdiği sözü hatırlatıyor: “Çok kısa zamanda Antakya inşallah yeniden ayağa kalkacak ve hepimiz Antakya’ya döneceğiz demiştim. Elhamdülillah, dediğim gibi de oldu.” Bu sözler, sadece onun değil, tüm Antakyalıların direniş azminin yansımasıydı.
Restorasyon aşamasında yaşadığı unutulmaz bir anıyı da gözleri dolarak anlatan İmam Uğraş, inşaat halindeki camiye geldiğinde işçilerin kendisini görünce nasıl bir istekte bulunduklarını paylaştı: “Hocam, bir namaz kılalım avluda birlikte demişlerdi. Birlikte avluda namaz kıldık. Bunlar tarifi olmayan duygular. Sonra minarenin metre metre yükseldiğine şahitlik ettik. Her bir aşaması ayrı bir heyecandı. İhya edildi ve bunun Antakyalı için değeri çok büyük.”
Caminin yeniden ibadete açılmasına yoğun ilgi gösterildiğini belirten Uğraş, gözleri dolu dolu, depremde hayatını kaybeden cemaat üyelerini yad ediyor: “Cemaatimizden birçok insan depremde şehit oldu. Caminin ilerlemesinden mutlu oluyorduk ama şu an bile gözümüz, o göremediğimiz insanları, deprem şehitlerini arıyor. Kelimeler bazen duygularınızı ifade edemiyor. Şu anda onu yaşıyorum. Buna rağmen, cemaatimiz 6 Şubat öncesinden daha fazla diyebilirim. Aşırı ilgi gösteriyorlar; ağlayanı mı dersin, boynumuza sarılanı mı dersin…”
İmam Uğraş, büyük bir şevkle görevine devam edeceğini vurgularken, Antakya’nın bu dirilişine şahit olan her bireyin, şehrin yeniden hayata döndüğüne kalpten inandığını dile getirdi: “Habib-i Neccar’ın böyle dimdik ayakta olduğunu gören her Antakyalı, Antakya’nın yeniden hayata döndüğüne artık kalben, ruhen, bütün zerreleriyle inanıyor. Habib-i Neccar’ın torunları olarak, Hazreti Mevlana’nın torunlarına sonsuz müteşekkiriz.”
Hatay Valisi Mustafa Masatlı da caminin sadece bir ibadethane olarak değil, bir külliye olarak yeniden canlandığını müjdeledi: “Camimiz hem eskisinden daha sağlam, hem de eskisinden daha derli toplu çarşısıyla ve kütüphanesiyle birlikte külliye şeklinde insanlarımızın hizmetine sunuldu.” Bu sözler, Habib-i Neccar Camii’nin Antakya için ne denli kapsamlı bir yaşam merkezi olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Antakya, kalbiyle birlikte yeniden doğuyor ve umutla geleceğe bakıyor.
Konyapress.com - Tarafsız konya haberleri, Konya il ve ilçe haberleri
Yorum Yap